Tacettin Ulaş, Almanya’da Fachhochschule / Foto-Design (College of Photo-Design) bölümünde beş yıl süreyle fotoğraf tasarımı üzerine eğitim aldıktan sonra farklı alanlardaki fotoğraf ustalarının yanında asistan olarak çalıştı. 2000 yılının başından beri İstanbul’da yaşıyor ve reklam fotoğrafçısı olarak çalışmalarına devam ediyor.

İMAJ - MODA - MARKA ARASINDAKİ FOTOĞRAF İLİŞKİSİ NEDİR?

Chanel’e, bir İngiliz Lord’u demiş ki: “Benimle evlen Düşes ol.” Chanel de kendisine yapılan teklifi düşündükten sonra nihayetinde cevap vermiş: “Sevgili Lord’ um! Dünyada bir sürü Düşes var ama, Chanel’den sadece bir tane! Bu yüzden de evlenme teklifinizi ne yazık ki geri çevirmek zorundayım.”
Moda dünyasının vazgeçilmez ismi Chanel’in yaşamış olduğu bu olay bizlere şunu anlatıyor ki; “Her şey öncelikle marka olmaktan geçiyor.”
Modanın yıldan yıla değiştiğini ve dolayısıyla da her Trend’in tüketilen fotoğrafı beraberinde değiştirdiği kaçınılmaz bir gerçektir. Başarılı bir fotoğrafın önemi, günümüz pazarlama iletişiminde daha bir ön plana çıkıyor.

Hepimiz artık şu gerçeği kabul etmeliyiz ki; fotoğraf sanatını icra etmek zor ve zahmetli bir iştir. Fotoğraf çekimi; hayal gücü, profesyonellik, yetenek ve teknik donanım gerektirir. Fotoğraf; anlatılması gerekeni bir karede anlatmak ve sıkıcı olmamak zorundadır. Yine ayrıca fotoğraf; tüketiciyi gözüyle yakalayıp, fikrinden kalbine, oradan da cebindeki paraya uzanabilmeli ve bunu da tüketiciye mümkün olduğu kadar hissettirmemelidir.
Bunu başarmak isteyen bir fotoğrafçı sadece el hüneri ve tekniği kullanıyorsa ‘zanaatkâr’; el hünerini aklıyla birleştiriyorsa ‘usta’; el hünerini aklıyla birleştirirken kalbini ve duygularını da işin içine katabiliyorsa, ‘sanat’ yapmış olur.
Unutmayın ki, günümüzde artık dijital bir fotoğraf makinesiyle kolayca fotoğraf çekilebilmektedir. Ama ne yazık ki; her yazı yazmasını bilenin bir roman yazamayacağı gibi, her fotoğraf makinesini kullananın da moda fotoğrafçısı olamayacağı su götürmez bir gerçektir.
Moda evlerinin markalaşma sürecinde büyük yatırımlar yapması ve yeni pazarlar bulması kadar, doğru moda fotoğrafçısıyla çalışması da sunum ve imaj açısından çok önemlidir.

Moda fotoğrafçılığında fotoğrafçının işe kattığı emek kadar; styling, make up, aksesuar ve lokasyon da ayrı bir önem taşır.
Tabii ki bütün bunların yanı sıra; model ve modelin giydiği ürünü taşıması, vücudunu ve mimiklerini kullanabilmesi, fotomodelin en önemli sermayesidir. Bu da fotoğrafın başarısında oldukça önemlidir.
Ayrıca; ne istediğini bilen ve bunun sınırlarını belirleyen bir müşteriyle, profesyonel ve disiplinli bir ekip, arzu edilen fotoğrafın oluşmasında son derece belirleyicidir.
Bütün bu çalışmalarda verimi etkileyen diğer bir unsur ise, müşterinin bu iş için ayırdığı bütçedir. Ülkemizde çekilen fotoğrafların Avrupa’dakiler kadar “yaratıcı” olamamasının nedeni, production için ayrılan bütçenin genellikle yeterli olmayışıdır.
Markalaşmayı ciddiye alan, bunun içinde gerekli bütçeyi kısmadan fotoğrafçının önünü açan firmalar, o fotoğrafçının, markaya ne kadar çok değer kattığını elde edilen başarının sonunda göreceklerdir. Dünyanın en iyi marka, imaj ve yaratım şirketleri arasında yer alan Desgrippes Gobe Group’ un kurucusu ve yöneticisi Marc Gobe, ‘Marka 2003 Konferansı’nda demişti ki: “Türkiye markalaşmanın önemini anlamış; ancak bu konuda yapılması gereken aşamaları henüz tam olarak gerçekleştirememiştir.” Gobe’nin konferanstaki en vurucu cümlesi ise şu olmuştu: “Bir markanın en büyük silahı ambalajıdır.”
Bu da demek oluyor ki; ne kadar büyük olursak olalım, ambalajımız yani imajımız etkileyici değilse, ticari silahımız da etkisiz olacaktır…

Hayatınızın en güzel kareleri hep mutluluk fotoğraflarıyla dolsun!

Saygılarımla…
Tacettin Ulaş / İstanbul
Tanıtım ve Reklam Fotoğrafçısı / Ocak 2008